Dolar 8,6938
Euro 10,3944
Altın 497,62
BİST 1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
28°C
Sağanak Yağışlı
Cts 29°C
Paz 30°C
Pts 29°C
Sal 29°C

Ramazan Günlükleri

Ramazan Günlükleri
A+
A-
15.04.2021
40

Hafta sonu vizelere girecekti Büşra , canlı ders kayıtlarını unuttuğu için geç saatlere kadar eski kayıtları izliyordu. Üstelik bu şekilde sahura kadar uyanık kalmış oluyordu. Saate baktı ikiye gelmek üzereydi . Ramazanın üçüncü günü olmasına rağmen mahalleden davul sesi hiç gelmemişti şimdiye kadar. ‘Nerde o eski Ramazanlar’ klişe cümlesinin bir gün kendi dudaklarından döküleceği hiç aklına gelmezdi. Bilgisayarın arama motoruna ‘youtube’ yazdıktan sonra, youtubedan ‘yazokur’ sitesini arattırdı. Yaklaşık iki hafta önce siteye hızlı bir giriş yapmış , hem yazı yazıyor hem seslendirme yapıyordu. Görme engelliler için güzel bir projenin içerisinde yer almak, hayata devam etmek, insanlara faydalı olmak en büyük hayallerinden biriydi. Eee büyükler ne demişler ‘İşleyen demir pas tutmaz’. Sürekli hareket halinde olan bu dünya da sabit kalmak bizlere yakışmazdı, yakışmamalıydı. İnsan gücü nispetinde ne yapabiliyorsa seve seve yapabilmeliydi.

Mutfakta sahur hazırlıklarına girişmişken bir yandan da çekimlerini dinliyor , vurgularda yaptığı eksiklikleri yakalamaya çalışıyordu. Sonraki çekimler için güzel bir tecrübe oluyordu bu durum. Kimi yerlerde ki ses patlamalarına ‘yok olmamış, şu şekilde okusaymışım daha iyiymiş’ diye terennüm ederken, bazı yerlerde yakaladığı duygu durum aksinin isabet etmesine gururla tebessüm ediyordu. Yumurtalı ekmek kızartmıştı. Sofrayı hazırladıktan sonra uyanık olan kızına seslendikten sonra , paşasını uyandırmak için ağır adımlarla içeriye doğru yürüdü.

-Ahmeedd, hadi oğlum kalk , sahur vakti geldi.

Ahmed ne kadar derin dalarsa dalsın hemencecik uyanabilen bir çocuktu. Henüz 10 yaşındaydı ama bu sene ramazanın tamamını tutmaya kararlıydı. Geçen sene yalnızca üç gün tutabilmişti. Faltaşı gibi açıverdi gözlerini, bilinci de gayet uyanık görünüyordu.

-Hadi yüzünü yıka da sofraya gel paşam , dedi Büşra.

Ahmed iftardan sonra kardeşiyle biraz vakit geçirip, zoraki kitap okuma faslından sonra on, on buçuk gibi uyuyordu. Sahurdan sonra da bir iki saat uyanık kalıp tekrardan uykuya dalıyordu. Oruç tutması için Büşra’nın kendince bulduğu formüldü bu. ‘Madem oruç tutuyor çocuk, gönlünü hoş edeyim hiç değilse’ diye düşünüyordu. Bazen başında olamadığı içinde bilgisayarı Ahmed uyanmadan kaldırıyor, telefonda yüklü oyunlardan birini oynamasına müsaade ediyordu.

Ahmed bu aralar ‘youtuber’ olmayı kafaya takmış, kendine kanal açmış, odada gizli gizli videolar çekip kanalına atmaya başlamıştı. Büşra bu durumu fark edince videoları izliyor , hoşuna gitmediği bir şey olursa siliyordu. Sonra da Ahmed’le laf dalaşına maruz kalıyordu. Dijital dünyanın tam ortasına doğmuştu bu çocuklar, zapt edebilmek ne mümkün. Zarara uğramamaları için elinden geleni yapmaktan başka çaresi yoktu. Kitap okumazsa video çekmesine izin veremezdi Büşra. Kitap okutmak, bir çıkar sonucu olmamalıydı bunu biliyordu ama ödül ve ceza yönteminin eğitimde ciddi bir rolü olduğuna da inanıyordu.

Büşra ortalığı toparladıktan sonra günün yorgunluğunu atlatabilmek için odasına doğru yöneldi. Vakit hayli geç olmuştu, sabah namazını kaçırabilirdi biraz daha gecikirse, başını yastığa koymasıyla dalması bir olmuştu bile.

Sabaha doğru yatağında kıpırtılarla gözlerini açtı Büşra, kafasını sağa doğru çevirdi ki ufak paşası yanında bir oyana bir buyana dönüp duruyordu.

-Ben sana artık benimle yatamazsın demedim mi , koca oğlan, ne işin var burada bakim? diye gıdıklamaya başladı paşasını.

Eymen birkaç gün önce yedi yaşını doldurmuştu. Okula başlamasına rağmen annesinden kopamamıştı, hala göğsünde uyumayı , annesinin kokusunu içine çekmeyi çok seviyordu. İş yaptığı günlerde çok terli olduğunu dile getirmesine rağmen :

-Mmmm, mis gibi anne kokuyorsun, gül gibi kokuyorsun anne , deyince istemsizce gülerdi Büşra .

‘Hala ana kuzusu yavrucak, bilmiyorum ki ne zaman büyüyecek, bir kıza aşık olup unutacaksın nasılsa beni’ diye geleceğin yasını tutuyordu bazı zaman Büşra. Bu anneler yok mu drama bağlamayı çok severlerdi değil mi ?

Yatağı topladıktan sonra ablasını aradı Büşra , dün kendisine gelmesini istemişti çünkü , hala plan devam ediyor muydu öğrenmeliydi, dışarıda ödenmesi gereken faturalar vardı ayrıca. Ramazan ayında vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyordunuz iftar saatinde evde olmalı oruç kuzuları aç bırakmamalıydı. Pandemiden dolayı da bayadır ablasına gidememişti zaten.

Telefonda laf lafı açarken bir yarım saatin kanına girdiğini anladığında , kapatmaya karar verdi ki yanına gittiğinde anlatabileceği havadisler kalabilsindi. Telefonu kapattıktan sonra Eymen’i hazırladı, ‘Ego’ uygulamasından otobüsün saatine baktı, gideceği mesafe on dakikalık bir yerdi ama saatte bir otobüs geliyordu o güzergaha, otobüsü kaçırmamalıydı. Evden çıkmadan önce prensesinin odasına da girerek , uyandığında evde olmadığını görüp endişelenmemesi için ‘Ben çıkıyorum, teyzene gideceğim, vakitli dönerim tamam mı güzelim?’ dedi.

Kapıdan çıkarken ‘odanı havalandırmayı unutma yine sen kokuyor odan’ dediğinde Hanne’nin gözlerini devirdiğini hayal edebiliyordu.

Durakla ev beş dakika sürüyordu, ama dik bir yokuşu çıkmak Büşra’nın nefes nefese kalmasına sebep oluyordu. Tam o sırada bir otobüs durağa gelmişti, Eymen heyecanla gelen otobüsün teyzelerine gidecekleri otobüs olduğunu sanmıştı ki üzerinde ki numarayı okuyunca rahat bir soluklanmayla adımlarını yavaşlatmıştı. Binecekleri otobüsün gelmesine daha vardı.

Yaklaşık on beş dakika sonra otobüs geldi, otobüsü kaçırmayalım derken yine biraz fazla beklemişlerdi durakta. Otobüse bindiklerinde Eymen sürücünün bayan olduğunu görünce annesine;

-Anne kız sürüyor arabayı , dedi

Büşra kendini gülmekten alamadı, Daha önce bu bayanı otobüsü kullanırken birkaç defa görmüştü. Eymen ilk defa görüyor olmalıydı.

-Evet artık kadınlarda isterlerse otobüs kullanıyorlar paşam , dedi,

Eymen ;

-Anne senden iyi kullanıyor deyince, yine güldü Büşra

-Evet, ben araba kullanmayalı baya oldu, benden güzel kullanıyor dedi

-Ben sana büyünce araba alacam anne, sen merak etme dedi Eymen

-Tamam bu sözünü hatırlatırım , diyerek kokulu kokulu öptü paşasını

Yedi durak sonra otobüsten indiler. Teyzesinin evine doğru yürüdüler. Teyzesi Kavacık Villalarında oturuyordu. Biraz şehirden uzak sakin bir yerde beton fabrikasının karşısına düşüyordu villalar. Kedileri köpekleri eksik olmayan küçük şirin evlerdi. Büşra ile Eymen’i teyzesinin iki küçük kızı karşıladı kapıda. Demir kapıyı açamadıkları için arka bahçeden eve girmek zorunda kaldılar. Bahçede salıncak vardı, Eymen bir süre bahçede kalmak istedi birlikte bahçede oynamaya başladılar.

Birkaç saatlik sohbetin ardından Eymen’le Büşra tekrar yola koyuldu, Tam otobüsün çıkış saatine denk gelmişlerdi hızlı adımlarla durağa doğru gittiler. Dönüş otobüsü geldikleri otobüsle aynıydı ama şoförü değişmişti , bu durum Eymen’in de gözünden kaçmadı.

Eve girdiklerinde Ahmed uyanmıştı. Sahurdan sonra biraz uyanık kaldığı için evden çıkarlarken hala uyuyordu. Kardeşini sevinçle karşılayıp odalarına geçtiler. Ahmed kimi zamanlar kardeşini hırpalasa da aralarında çok hoş bir bağ vardı. Hatta sosyal medya kanalına ilk videosunu birlikte çekmişlerdi. Annesi aralarında kurulu bu bağ için oldukça müteşekkirdi.

Büşra Eymen’i bıraktıktan sonra tekrar dışarı çıkıp faturaları yatırmış biraz alışveriş yaparak evin yoluna doğru ağır adımlarla yürümeye başlamıştı. Ablası birkaç poşet verdiği için o ağırlıkla alışveriş yapmayı gözü kesmemişti. Bankamatikte para çekmek için beklerken de ilginç bir olay olmuştu. Benzinliğin içerisinde ki atm de duruyordu, kırmızı bir Dodge sola doğru manevra yaparken taşıdığı kiremitlerden birini yolun ortasına düşürüverdi. Kiremit ikiye bölündü ama araba tekerlerine zarar verebilirdi.

‘Yoldaki eziyet veren bir şeyi kaldırıp atmak sadakadır’ (Buhari ) hadisini öğrendiğinden beri ne zaman bir şişe , yahut kesici rahatsız edici atık görse kaldırmadan edemezdi. Pandemi yahut mikrop bunu yapmasına mani olmuyordu. Tereddüt etmeden kiremidi yolun ortasından önce ayaklarıyla kaldırıma doğru itekleyip, bankamatikte işi bittikten sonra eline alarak ayak basılmayacak yere koydu.

Alışverişini de yaptıktan sonra eve doğru ilerlerken kulaklıkla en sevdiği müzikleri dinliyordu, ritimlerin ayaklarına verdiği enerjiyi özünde hissederken kelebekler kadar özgür olmanın tadını çıkarıyordu Büşra.

Eve girdiğinde kızı poşetleri çoktan yerleştirmişti bile. Bir iki saat uyumak için oturma odasına geçmiş, ellerine kolonya döktükten sonra kanepeye bedenini bırakıvermişti. Kızına üzerine örtmesi için battaniye getirmesini rica etti. Kardeşlerine de sahip çıkmasını tembihledi ve uykunun tatlı kollarına bırakıverdi kendisini.

Namazlarını kılmayı , cüzünü okumayı da ihmal etmiyordu tabi. Derken iki saat sonra kalkarak mutfağa iftar hazırlığına girişti. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştı bile. Pilav pişmek üzereydi iftara dört dakika kaldığını Ahmed’in sevinçli çığlıklarıyla öğrendi. Kızıyla beraber usulca sofrayı hazırlarken Ahmed’in içeriden sesi duyuluyordu

-Van minüt kaldı van minüt kaldı

Büşra mutfakta bir kahkaha patlattı. Ahmed’in zihin dünyası ne kadar genişti. Kullandığı cümleler her gün yeni şeyler öğretiyordu annesine. Çocukların dünyası boş kaset gibiydi, neyi görürlerse duyarlarsa kaydediyorlardı. Hayırlı, huzurlu anları mutlulukları kaydetmesi için bir yandan dua ederken top patlamasıyla daldığı hülyalardan uyandı Büşra. Ezan sesi çok uzaklardan geliyordu.

‘Bizi yediren bizi içiren bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun’ diyerek iftar ederlerken yüreği umutla doluyordu.

Betül Güler

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.