Dolar 8,4266
Euro 10,0358
Altın 495,92
BİST 1.416
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 35°C
Sıcak
İstanbul
35°C
Sıcak
Per 36°C
Cum 38°C
Cts 32°C
Paz 33°C

Ah Şu Sınavlar…

Ah Şu Sınavlar…
A+
A-
26.06.2021
289

Son günlerde oldukça gündemde… E malum, bugün YKS var. Tabi YKS’yle de bitmiyor… ÖSYM’si, ödevi, sınavı, yazılısı, sözlüsü bitmiyor ki. Gençlerimiz kendilerini tamamen matematiğe, tarihe, fiziğe, ödevlere vermiş durumda. Gençlerimiz en hareketli, en geniş zamanlarını okullara veriyor. Ha, eğitim tabii ki önemli ama sınavı geçemeyince intihar edecek, ders çalışmaktan depresyona girecek kadar da değil. Gençlerimiz birçok şeyi araştırıp bulabilecekken, kendini İslam’a adayabilecekken başlarını kâğıttan, kalemden ayıramıyorlar. Tabi bazıları da telefondan kaldıramıyor orası ayrı… Ben, başını dersten kaldırmayan, kendine zaman ayıramayan, ömrünü kâğıt-kalemle harcayan gençlerimizden bahsediyorum.
E, gelelim bunun nedenine? Çok da zor bir soru değil bu. Ödevlerin, sınavların, yazılıların bu kadar zor olmasının, yoğun olmasının sebebi ne, müsebbibi kim? Öyle bahsettiğimiz sınavlarda sorulan sorular gibi bir cevabı zor bir soru değil; kolaylıkla anlayabileceğiniz ve cevaplayabileceğiniz bir soru. Bizim sorduğumuz bu sorunun cevabı; tabi ki “DEVLET!” Evet, devlet; öğrencilerin intihar edecek kadar bunalmasının, batmasının, ölmesinin müsebbibi bu devlet! Ha, devlet bunu neden yapıyor?
Gençlerimiz düşünmesin diye, gençlerimiz başarmasın diye, gençlerimiz İslam’ı bilmesin diye, anlamasın diye… Çünkü devlet de, devleti yönetenler de biliyor ki, eğer gençlerin kafalarını doldurmazlarsa, onları zorlamazlar, başka şeylerle uğraştırmazlarsa gençler; arayacak, araştıracak, bulacak, iman edecek, İslam’ı isteyecek… E, bu da normal olarak onların işlerine gelmeyecek! Çünkü onlar İslam’a karşılar… Onlar “sözde”ler; sözde “İslamcılar”, sözde “adaletçiler”.
İslam’a uygun bir devlet yok ve eğer gençler İslam’ı isterlerse, İslam’ı severlerse demokrasiyi istemeyecekler; İslam’ı isteyecek, Hilâfet’i isteyecekler. Böyle olunca da; demokrasinin sonu gelecek. Hangi insan kendi sonunun gelmesini ister ki! Ya da -daha doğru bir değişle- hangi menfaatçi birey, kendi sonunun gelmesini ister ki! Sonuçta demokrasinin yıkılıp İslam’ın gelmesi demek; adaletin gelmesi demek, zenginle fakirin arasında bir fark olmaması demek, haram kazancın olmaması demek, bu devletin yani demokrasinin yaptığı bütün pis işlerin ortaya çıkması demek. Ee, böyle olunca da devletin başındaki yöneticilerin, menfaatçilerin, sömürücülerin kendilerince sonu gelecek!
Yani özetlersek; bu devletin başındaki menfaatçi yöneticiler, “gençlerimizin zihinleri İslam’la dolmasın, imanla dolmasın” diye onların zihinlerini farklı düşüncelerle, derslerle, sınavlarla, sözlüyle, yazılıyla dolduruyorlar. Kendi menfaatleri için ne gençlerin intihar etmeleri, ne de depresyona girmeleri umurlarında oluyor… Adı üstünde: “menfaatçiler”. Menfaatleri için her şeyi yaparlar.
Gelelim diğer soruya; “Sorunu tespit ettik, peki ya çözüm?” Çözüm de sorun kadar belli aslında… Zaten sorunu anlatırken cevabımızı da verdik. Çözüm: İslam! Her şeye çözümü olan İslam’ın buna da bir çözümü var elbette. Daha önceki bir yazımda da bahsetmiştim aslında bundan; İslam’daki eğitim sistemi, bu demokratik eğitim sisteminden çok farklı. Bir kere temelleri farklı… İslam’daki eğitim sisteminin temeli, ilim öğretmek, gençleri bilgilendirmek, eğitmek ve İslam’ı öğretmek iken bu sistemdeki eğitimin amacı; gençlerin zihinlerini amaçsız bir şekilde doldurmak, onları İslam’dan uzak tutmak ve tabii ki de eğitim sürecini başından sonuna kadar yöneticilerin ve sermaye sahiplerinin menfaatlerine uygun bir biçimde şekillendirmektir.
Hâl böyleyken gençler, daha niye duruyorsunuz? Neden depresyonlara giriyorsunuz, evlerinize kapanıyorsunuz? Haydi, artık kalkın; İslam’la bilinçlenin! Yöneticilere rağmen İslam’ı öğrenin! Bu, isterseniz -Allah’ın izniyle- başarabileceğiniz bir şey!
Unutmayın: kendinize değil her işte olduğu gibi bu hususta da Allah’a güvenmelisiniz.
Bir hadiste şöyle buyuruluyor:
“Allahu Teâlâ, yalnız Rabbine güvenenin, her dilediğini verir ve bütün insanları buna yardımcı yapar.”
Makalemi bitirirken; hadisi anlamak ve bakış açımızı netleştirmek açısından, sizinle kısa bir soru-cevap paylaşmak istiyorum:
Soru: Kişisel gelişim ile ilgili yazılarda, kitaplarda, (Kendinize güvenin) deniyor. Kendine güvenmek, uygun mu?
Cevap: Müslüman, nefsine [kendine] değil, Allahu Teâlâ’ya güvenmelidir. Yani, her konuda, elinden geldiği kadar çalışmalı, sebeplere yapışmalı; fakat sebeplerin tesirini Allahu Teâlâ’dan beklemelidir. Tevekkül de, bu demektir. İslam âlimleri buyuruyor ki:
Allahu Teâlâ, yalnız kendisine güvenenin, her dileğini ihsan eder yazaarımız Leylinur aişe

YORUMLAR

  1. Ahsen dedi ki:

    Güzel konu.